Meşalenin Yakıldığı, İlk Adımın Atıldığı Kent: Samsun Sloganları ve Sözleri Karadeniz’in en büyük, en dinamik...
İçerik pazarlama ajansı kavramı son yıllarda çok sık duyulur oldu. Çünkü artık her marka bir yayıncı gibi davranmak zorunda. Blog yazıları, sosyal medya içerikleri, videolar, e-bültenler… Liste uzayıp gidiyor. Ben de kendi sitemi büyütürken bu işin ne kadar emek istediğini bizzat gördüm. Tek bir yazı bile araştırma, yazım, görsel ve SEO derken saatler alıyor. Dolayısıyla işletmelerin bu yükü bir ajansa devretmek istemesi çok anlaşılır.
Bu yazıda içerik pazarlama ajanslarının ne iş yaptığını anlatacağım. Ayrıca doğru ajansı seçerken nelere bakmanız gerektiğini ve nelere para ödediğinizi de açıklayacağım. Sonunda “ajans mı, kendi ekibim mi” sorusuna da değineceğim.
En basit tanımıyla söyleyeyim: İçerik pazarlama ajansı, markanız adına içerik üreten ve bu içerikle müşteri kazanmanızı sağlayan şirkettir. Ancak işi sadece yazı yazmak sanmayın. İyi bir ajans önce strateji kurar. Yani hedef kitlenizi analiz eder, rakiplerinizi inceler ve hangi içeriğin işe yarayacağını planlar. Üretim bu planın sadece bir parçasıdır.
Klasik reklam ajansından farkı da burada. Reklam “beni satın al” der. İçerik pazarlaması ise önce yardım eder, bilgi verir, güven kazanır. Nitekim satış da bu güvenin doğal sonucu olarak gelir.
Ajansların hizmet yelpazesi geniştir; ancak temel kalemler şunlardır:
Bu arada her ajans hepsini yapmaz. Örneğin bazıları sadece SEO içeriğinde uzmandır, bazıları ise video tarafında güçlüdür. Dolayısıyla ihtiyacınızı önceden netleştirmek büyük avantaj sağlar.
Peki neden içeriği kendiniz üretmek yerine bir ajansa ödeme yapasınız? Birkaç güçlü sebep var.
İlki uzmanlık. İyi içerik; yazarlık, SEO bilgisi, tasarım ve analiz gerektirir. Bu becerilerin hepsini tek kişide bulmak zordur. Oysa ajansta her iş kendi uzmanına gider. İkincisi süreklilik. İçerik pazarlaması maratondur; ayda bir yazıyla sonuç gelmez. Ajans, takvimi aksatmadan üretimi sürdürür. Üçüncüsü ise zaman. Siz işinize odaklanırken içerik makinesi arka planda çalışır.
Bir de maliyet boyutu var. Tam zamanlı bir içerik ekibi kurmak; maaş, yazılım ve eğitim derken ciddi bütçe ister. Küçük ve orta ölçekli işletmeler için ajans çoğu zaman daha ekonomik bir yoldur.
Gelelim en kritik soruya. Piyasada çok sayıda ajans var; ancak hepsi aynı kalitede değil. Seçim yaparken şu adımları izlemenizi öneririm.
Öncelikle referanslarına ve örnek işlerine bakın. Ajansın daha önce çalıştığı markaları inceleyin. Ürettikleri içerikler gerçekten okunuyor mu, arama sonuçlarında görünüyor mu? Ayrıca kendi bloglarına da göz atın. Çünkü kendi içeriğine özen göstermeyen ajans, sizinkine hiç göstermez.
İkinci adım, strateji sorusu sormak. İlk görüşmede size hedef kitlenizi, rakiplerinizi ve amaçlarınızı sormuyorlarsa dikkat. Doğrudan “ayda şu kadar yazı, şu kadar fiyat” diyen ajans, üretim atölyesidir; pazarlama ortağı değildir. Üçüncü adım ise raporlama beklentisini netleştirmek. İyi ajans, çalışmanın sonucunu trafik, sıralama ve dönüşüm gibi ölçülebilir verilerle sunar.
Son olarak kimya faktörünü küçümsemeyin. Bu ilişki aylarca sürecek; iletişimi keyifli ve şeffaf olan bir ekiple çalışmak her şeyi kolaylaştırır.
Net bir rakam vermek zor; çünkü fiyatlar kapsamla doğru orantılı. Yine de neyin fiyatı etkilediğini bilmek pazarlıkta elinizi güçlendirir. Başlıca etkenler şunlar: aylık içerik adedi, içerik türü (yazı mı video mu), strateji ve raporlama hizmetinin dahil olup olmadığı, sektörünüzün uzmanlık gerektirip gerektirmediği.
Bu noktada bir uyarım var: En ucuz teklife atlamayın. Nitekim düşük fiyatlı içerik genelde özensiz üretilir ve markanıza fayda yerine zarar verir. Hatta kalitesiz içerik, Google gözünde sitenizi geriletebilir. Kısacası içeriği maliyet değil, yatırım olarak görmek gerekiyor.
Bu sorunun tek doğru cevabı yok; duruma göre değişir. Eğer içerik işin merkezindeyse ve bütçeniz uygunsa kendi ekibinizi kurmak uzun vadede mantıklı olabilir. Çünkü şirket içi ekip, markayı kimsenin bilemeyeceği kadar iyi tanır.
Öte yandan yeni başlıyorsanız ya da içerik ihtiyacınız dalgalıysa ajans daha esnek bir çözümdür. Ayrıca ikisinin karması da mümkün: Stratejiyi içeride tutup üretimi ajansa devreden pek çok marka var. Benim gözlemim şu ki en sağlıklı model, ajansı tedarikçi değil ortak gibi konumlandıran modeldir.
İçerik pazarlama ajansı konusunda merak edilenleri elimden geldiğince bu yazıda toplamaya çalıştım. Sizin de ajanslarla çalışma deneyiminiz olduysa ya da seçim aşamasında takıldığınız bir nokta varsa yorumlarda paylaşın. Deneyimler paylaşıldıkça herkes daha isabetli seçim yapar.