İlham verici sözler bazen tam ihtiyacımız olan anda karşımıza çıkar. Ben de zor bir dönemimde...
Manda yuva yapmış söğüt dalına sözleri, ilk duyan herkesi şaşırtır. Ben de çocukken bu türküyü dinlerken hep aynı soruyu sorardım: Koca manda, söğüt dalına nasıl yuva yapar? Üstelik yavrusunu sinek nasıl kapar? Yıllar sonra türkünün hikayesini öğrenince açıkçası mahcup oldum. Çünkü saçma sandığım bu sözler, meğer Anadolu’nun en zekice hicivlerinden biriymiş.
Bu yazıda türkünün sözlerine, hikayesine ve o “anlamsız” görünen satırların gerçek anlamına birlikte bakacağız. Okumayı bitirdiğinizde bu türküyü bir daha asla eskisi gibi dinleyemeyeceksiniz; söz veriyorum.
Öncelikle künyesinden başlayalım. Türkü, Kastamonu’nun Tosya ilçesinden derlenmiş bir halk eseridir. Ayrıca “Tiridine Bandım” adıyla da bilinir; çünkü nakaratındaki tirit ifadesi en az ilk dizesi kadar meşhurdur. Anonim bir türküdür, yani sözlerin ve ezginin sahibi bilinmemektedir. Nitekim yüzyıllardır ağızdan ağıza aktarılarak günümüze ulaşmıştır.
Bu arada tirit, Kastamonu yöresinde et suyuna ekmek doğranarak yapılan bir yemektir. Bu küçük detayı aklınızda tutun; çünkü hikayenin kilit noktalarından biri.
Şimdi gelelim asıl meseleye. Türkünün ortaya çıkışına dair en yaygın anlatı şöyle: Osmanlı döneminde Kastamonu’da halktan sürekli vergi toplayan, sevilmeyen bir bey yaşarmış. Halk ozanları da düğünlerde ve sazlı sohbetlerde bu adaletsiz düzeni türküleriyle eleştirirmiş. Ancak eleştiriler beyin kulağına gitmiş ve ozanlara yönetim aleyhine söz söyleme yasağı gelmiş.
Derken bir gün bey, bir eğlence düzenlemiş ve ozanı saz çalması için zorla çağırtmış. Üstelik sofrada ozana doğru dürüst yemek bile koymamış; kenara sadece kuru ekmek bırakılmış. İşte ozan da bu haksızlığı doğrudan söyleyemeyeceği için dehasını konuşturmuş. Görünüşte saçma sapan, gerçekte ise iğneleyici bir türkü döktürmüş. Kısacası bu türkü, yasaklara karşı bulunmuş zekice bir yol; Anadolu hiciv geleneğinin ta kendisi.
Nitekim İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı öğretim görevlisi İrfan Kurt da bu türkü üzerine akademik bir makale yazmış. Kurt’a göre türkü baştan sona doğruları anlatan, ince zekayla kurulmuş bir hiciv örneğidir. Yani “anlamsız türkü” diye küçümseyenler aslında hikayeyi bilmeyenlerdir.
Peki o tuhaf görüntülerin gerçek karşılığı ne? Tek tek bakalım.
Mandanın söğüt dalına yuva yapması: Aslında gerçek bir gözleme dayanıyor. Tosya, çeltik yani pirinç tarlalarıyla ünlü bir yer. Mandalar da bu tarlaların ve göletlerin kenarında serinler. Salkım söğüdün dalları ise yere kadar sarkar. Dolayısıyla o dalların arasına yatan manda, uzaktan bakınca adeta yuvaya girmiş gibi görünür. Yani ozan uydurmamış; sadece gördüğünü şiirleştirmiş.
Yavrusunu sinek kapması: Burada da yöresel ağız devreye giriyor. Kastamonu ağzında “kapmak” ısırmak demektir. Manda yavrusunun derisi ince ve korumasızdır; sinekler de en çok onu ısırır. Kısacası “sinek kapmış” ifadesi, yavruyu sineğin ısırması anlamına geliyor. Sözün tuhaflığı, kelimenin yöresel anlamı bilinmeyince ortaya çıkıyor.
Tiridine bandım: İşte hicvin kalbi burası. Hatırlayın; ozana sofrada sadece kuru ekmek layık görülmüştü. Ozan da et suyuna ekmek banılan tirit üzerinden göndermesini yapıyor. Üstelik “bedava mı sandın” der gibi, emeğinin karşılığını alamayışını da satır arasına gizliyor.
Türkü, Türk Halk Müziği repertuvarının en bilinen oyun havalarından biri. Efsane isim Zehra Bilir’in yorumuyla ülke çapında üne kavuşmuş. Sonrasında Belkıs Akkale ve Kubat gibi isimler de seslendirmiş. Ayrıca düğünlerin ve halk oyunları gösterilerinin değişmez parçalarından biri olmayı bugün de sürdürüyor.
Açıkçası bu türkünün hikayesi bana hep şunu düşündürür: Anadolu insanı, söyleyemediğini şarkıya gizlemenin ustasıdır. Doğrudan eleştirinin bedeli ağır olunca mizah ve hiciv devreye girmiş. Dolayısıyla “manda yuva yapmış söğüt dalına” dizesi aslında bir şifredir; anlayan anlar, anlamayan güler geçer. Her iki durumda da türkü görevini yapar.
Bir dahaki sefere bu türkü bir düğünde çaldığında artık hikayesini biliyorsunuz. Sizin de yöresinden hikayesini bildiğiniz başka bir türkü varsa yorumlarda paylaşın; bu tür hikayeler kaybolmasın, yazıya geçsin.